BİN MİSKET TEORİSİ

“Bütün dünyanın size sırtını döndüğünü düşündüğünüzde, etrafınıza bir bakın , belki de sırtını dönenen sizsiniz.Yaşamımızda değer verdiğimiz bir çok kavramın yavaş yavaş kaybolmaya başladığını fark ettiğimizde çok geç olabilir. Önemli olan bunları zamanında fark etmektir” diyor ve ekliyor Selçuk Yetgin.

 ”Hayatımızdaki bir çok değişik sorunlar yüzünden sevdiklerimizden bir tebessümü bile esirger hale geldik.

 ’Bin Misket Teorisi’ndeki hikayeye dikkatinizi çekmek istiyorum: “Genç adam yoğun iş temposundan yorulmuştu. Vakit akşama yaklaşıyordu. Bazı günler geç vakitlere kadar mesaiye kaldığı oluyordu. Şirketin en üst düzey yöneticilerindi. İyi para kazanıyor, bir çok insanın imrenerek baktığı bir hayatı vardı.

 Bu tempo içinde ailesine ve kendisine gereken zamanı ayıramıyor, onlardan gittikçe uzaklaştığını hissediyordu. Derken bir akşam üstü rahatlamak için radyosunu açar ve çalan müzikle rahatlamaya çalışır. Müziğin aniden kesilip yaşlı bir adamın konuşmaya başlaması onu içinde bulunduğu yaşama geri döndürür.

 Radyoyu kapatıp işine geri dönmek üzereyken yaşlı adamın konuşması dikkatini çeker. Yaşlı adam anlatma başladı : “Bir gün oturdum ve kendi kendime bir hesap yapmaya başladım. Bir insan ortalama 75 yaşına kadar yaşadığını farz edelim. Bir senede 52 hafta olduğuna göre (75×52) bu yaşamında 3900 cumartesi yaşayacağı ortaya çıkar.

 En önemlisi ben, bunları düşünmeye başladığımda 55 yaşındaydım. Ve yaşadığım 2180 Cumartesiyi çıkarırsak ve 75 yaşına kadar yaşarsam önemde 1000 Cumartesim kalmıştı.

 Ertesi gün hemen birkaç dükkan dolaşarak 1000 misket toparlamaya başladım. O günden sonra her Cumartesi bir misketi kutudan çıkarıp kenara koydum.

 Misketlerin azaldığını gördükçe, hayatımdaki bazı önemli şeyleri daha fazla düşünmeye başladım. Anladım ki Dünyadaki zamanımın akıp gittiğini görmek kadar önceliklerimi düzene koymama hiç şey yardımcı olamaz..

 Bu sabah kavanoza baktığımda son misket kalmıştı. Onu da kavanozdan çıkarıp kenara koydum. Eğer önümüzdeki cumartesiye kadar yaşarsam, bana biraz daha zaman verilmiş olacaktı.”

 Yaşlı adamın konuşması genç yöneticiyi oldukça derinden etkilemişti. Aslında  bize verilmiş her günün bir lütuf olduğunu anlamayacak kadar duyarsız bir şekilde geçip gidiyoruz bu hayattan. Hangimiz sabah gözümüzü açtığımızda şunu tekrarlıyoruz.

 “Bugün özel bir gün çünkü ben yaşıyorum. Bana bir gün daha yaşama şansı verildi…””

Evet ben bu son cümleyi nicedir sabahları yatağımdan kalkmadan evvel derin bir nefes çekerek dua eşliğinde tekrarlıyorum. Size de tavsiye ederim.  Birine iyilik yapmak için doğru zamanı beklemeyin..

 Selçuk Yetgin’in mutluluklarınız kalıcı ve bulaşıcı olması dileğine yürekten katılıyorum

Reklamlar

Hakkında Duygu Karayel
Ben Duygu KARAYEL, Ülkemi ve ülkemin insanlarını seviyorum. Bize Cumhuriyeti armağan edenlere, başta M.K. Atatürk olmak üzere saygı ve şükranlarımı sunarım!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: