Mutsuzluğun reçetesi: “SEVGİ”

Korku ve şiddete dayalı filmler toplumu mutsuzluğave güvensizliğe sürüklüyor. Geleceğinden endişe eden insanlar oluşuyor ve bu durum bazı siyasilerce işlerine yarayan bir durum haline geliyor.

Korku içinde olan toplumları yönetmek daha kolaydır. Çünkü onlara vereceğin en ufak bir hediye mutlu(!) olmalarını sa
ğlayacaktır.

Şiddete ve gerilime dayalı filmler zaten hazırda bekleyen depresyonu tetikler. Bu nedenle bazı insanlar da bilinç altına kayıtlı şiddet duyguları, olası en ufak bir sorun karşısında ortaya çıkmakta ve kendini göstermektedir.

Daha huzurlu ve mutlu yaşayabilmemiz için herkese düşen pek çok görevler var. Görsel basına burda çok iş düşüyor. “Sevgiye ve duyguya” dayalı etik konulu filmlerin çoğalması  ve izlenmesi sağlanmalıdır.

Geçen bir dergide gözüme takılan Psikiyatrist Dr.Şafak Taktak’ın bir sözü geldi aklıma: “Görselliğe takılıyoruz. Çünkü görsellik en kolay öğrenme metodudur. İnsanlar iyi giyinmek, iyi görünmek için tüm enerjilerini harcıyorlar. İnsani ilişkiler güdükleşiyor, elektrikler kesilince insanlar ne konuşacağını şaşırıyor.” Modern toplumun bu çıkmazdan kurtulabilmesi için bencil bireyin tekrar sevgiyi keşfetmesi gerektiğini söylüyor.

Yaşanan duygusuz ortamın içinde insanı hayata bağlayan en önemli duygu olan aşkın yerini de hırslar ve ayak üstü ilişkiler almış durumda. Görsellik ve paran varsa aşkın da oluyor, yoksa sisteme ayak uydurup çürümek zorunda kalıyorsun.

Her sabah, acelesi olan her yaştan milyonlarca insan yataklarından kalkarak dünün tekrarı olacak çetin bir güne daha başlıyor. Kime “en çok istediğin nedir?” diye sorarsanız, “huzur” diyecektir mutlaka.

Hayatlarımız duygunun, rahatın olmadığı, başı ve sonu olmayan maratonlara dönüştü. Bu yorucu, mutsuz hayat maratonu daha çocuk yaşta okulla başlıyor. Başkalarının önüne geçmek, yarışı en azından orta sıralarda sürdürmek için hızlı koşmak gerektiği anlatılıyor, öğretiliyor.

Bize de bu tempoya uymaktan başka yapacak bir şey kalmıyor.  Sonuç:  Hızlı koşan çabuk yoruluyor..

Birçoğumuz için “baba evi” geride bir hayal olarak kaldı. Komşularla akşam oturmaları kalmadı artık. Evlerimiz yalnızlığımızın, mutsuzluğumuzun kaleleri oldu.

Bize mutsuzluk veren sadece bireysel hayatlarımız değil. Dünyada savaşlar, açlık, şiddet, sömürü, çılgın tüketim egemenliğini sürdürüyor. Günümüz modern insanı mutsuzluğa, şiddette, yanı başında patlayan silahlara ve bombalara, bitmek bilmeyen yıllardır süregelen yitirilen şehitlerimize  alıştı. (!) Başka türlüsünü hayal edemiyoruz.

Bu kaosun içinden kurtulmanın tek yolu “SEVGİ”’den geçmektedir. Çok küçük yaşta başlarız öğrenmeye ve bu durum ölünceye kadar da devam eder. Ve günün birinde anlarsın ki, zirvede dahi olsan hayattan istediğin tek şey “sevmek ve sevilmek”’tir.

İsteklerimiz sonsuzluğa kavuşma arzusundayken, en önemli ve kıymetli hazineyi “zaman, aşk ve bilgiyi” yitirmemeye çalışmalıyız.

Kayahan’ın dediği gibi “Yolu sevgiden geçenlerle bir gün buluşmak dileğiyle. :)

Reklamlar

Hakkında Duygu Karayel
Ben Duygu KARAYEL, Ülkemi ve ülkemin insanlarını seviyorum. Bize Cumhuriyeti armağan edenlere, başta M.K. Atatürk olmak üzere saygı ve şükranlarımı sunarım!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: