Sosyal paylaşım siteleri ve “Oynayan Taşlar”

Yaşadığımız çağ teknolojinin bu günlük zirvede olduğu çağ. İnternet ile dünyanın küçülmesini görebiliyor ve hissedebiliyoruz…yaşıyoruz. Bu yakınlaşmada sosyal paylaşım sitelerinin önemli payı olduğu inkar edilemez. Windows 3.1 ile başlayan İnternet, Windows 95 ile daha da hızlı ve geniş kapsamlı olarak tabana yayılmaya başladı. Windows 98 ilk yazılımı Windows 95 i, aratmadı ise de başarılı olduğu söylenemez.

Windows 98 ikinci yazılım ilkinin hatalarında büyük düzeltmeler yapmasına rağmen, zirveye ulaştı söylemek mümkün değil idi. Windows 2000 ile, DOS (Disk operating system)Disk işletim sistemine son veren Microsoft, kısa bir zaman içersinde Windows XP ile zirveye yanaştığının sinyalını veriyordu ve öyle de oldu. Ben burada işletim sistemlerinin özelliklerini yazmak amacında değilim.

Gelişen dijital teknolojinin dünya üzerindeki etkisine göz atmak istiyorum. Hızlı İnternet ve yanında getirdiği sosyal siteler, her vatandaşın kullanabileceği kolaylıkla yaygın bir duruma geldi. Çoğulcu katılım ile dünyanın küçüldüğünü her gün dakıkasına varıncaya kadar yaşadık ve yaşıyoruz.

Sosyal sitelerde her gün milyonlarca paylaşım gerçekleşmektedir. Bunların hepsi okunmaya değermi(?) ap ayrı bir soru. Herkes kendine göre okumak istediğini seçmekte hak sahibidir. Bu kadar geniş açılım tabii ki dünya politikasında etkisini gösterecekti. Bunun en güzel misalini „Arap baharı“ ile yaşadık. Facebook, Twiter, hi5, Msn, Google, Yahoo, hibi, bado, Mirc, Isq ve daha pek çok sosyal paylaşım sitesi bireylerin duygu ve düşüncelerini değiştirdi.

Eskilerde yönetimleri eleştiren insanlar çok dikkatli olmalıydı. Yazılarından ötürü sadece kendilerini değil, aynı zamanda aile fertlerini de tehlikeye atıyordu. Çoğulcu katılım ile gerçekleşen yayılma, batının desteği ile daha da özgür bir paylaşım alanına döndü. Yaşadığımız „Arap baharı“ bunun en bariz misalidir.

Önce Cezayir de başlayan ayaklanmalar kısa zamanda Mısır hükümetinin de sonu geldiğinin sinyallerini verdi. Mısır özelinde ‘facebook ve bado’nun oluşturduğu özgür iletişim alanı içerisinde toplanmaya başlayan halk 20 güne yakın süren bir direnişle Hüsnü Mübarek’in kırk yıldır süren iktidarını yıktılar. Mübarek iktidarının sözde cumhuriyetini, özünde cumhuriyet ve demokrasi ile değiştirdiler. Mübarek her katıldığı seçimde baskıyla iktidar oldu, muhaliflerini ortadan kaldırdı, sürdü, cezalandırdı, şimdi ise yaptığı zulmün cezasını çekmekte. Arkasından Libya sıradaydı. Muammer El Kaddafi kırk yıl yönettiği halkını yedirmiş içirmişti ama; özgür değildiler.

Sosyal medya burada da etkinliğini götermekte geç kalmadı. Sonuç olarak Kaddafi de acı ve insanlık dışı bir şekilde kendi halkı tarafından linç edilerek öldürüldü. Şimdi sırada kimler var bilinmez. Bilinmez ama…kör görmezse sezer, hisseder misali, Libya ile „Arap baharı“ bitmiştir denilemez. Bu durum Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Libya ve Cezayir’in yanı sıra diğer 3. Dünya ülkelerini de kapsayabilir(?)

Sosyal paylaşım özelinde şunu da unutmamak gerekir, Avrupa ve Amerika destek verdikleri bu devrimlerde, kaybetmeye başladıkları çıkarlarını koruma isteğinin de olduğunu unutmamak gerekir. 1930’lu yıllardan itibaren askeri cuntaları iktidara getiren yine onlardı ve çıkarları içindi. Şimdilerde ise çok hoşlarına gitmese de, halkın güçlendiğini görünce arkalarında durmak gerektiği fikrinden duruma göre bir yaklaşımla demokrasi, halkın özgürlüğü, halkın görüşüne sesine saygı konuşmaları yapılmaktadır.

Sosyal medyanın gücü gelecekte daha da artacağa benziyor. Gerek özel, gerekse toplumsal hayatımızda, artısıyla eksisiyle yaşamın bir parçası olarak kalacaktır.

Bilinçli kullanabilmek umuduyla!

Kalın sağlıcakla

Mehmet Sungur

Reklamlar

———————–SEVGİ——————-

Sevgi canım,cicimle değil

Asıl sevgi insanın kalbindeki Sevgidir

Sevgi denilince herkeze sevgini vermek değil

Değerini bilen kişilere vermektir….

Duygu Karayel

HOŞ GELDİNİZ! BEN DUYGU KARAYEL

Merhaba! Ben Duygu Karayel.

Yeni oluşturmakta olduğum İnternet sayfamda çok yakında yazılarıma başlayacağım. Konular hakkında şimdiden bir şey söylemek istemiyorum; …sadece şunu söyleyebilirim; Politika ile ilgili hiç, ama hiç bir konuyu işlemek istemiyorum. Daha çok; genç arkadaşlarıma hitaben yazmayı yeğliyorum. Bu demek değildir ki… büyükleri unutmuşum; hayır, asla; onlar için de en iyi yazıları yazmak istiyor ve katılımlarını içten arzuluyorum.

Yakında ilk yazımda görüşmek üzere!

Hoşça kalın!

Duygu Karayel

19 Kasım 2011 Cumartesi